National Tiyatro, YouTube hesabında yayımladığı oyun yazarları serisinde Simon Stephens, In-Sook Chappel, Evan Placey, Alecky Blythe, Tanya Ronder, Suhayla El-Bushra, Ryan Craig, Lucy Kirkwood, Inua Ellams ve Dawn King gibi isimlerle yaptığı röportajlarda bu yazarların kendi yazma süreçleriyle ilgili yaklaşımlarını tiyatroseverlere sunuyor. Oyun yazmak niyetinde olan, hâlihazırda yazan ama çıkmazda olan ya da oyun yazmaya dair buna benzer birçok şeyi yaşamakta olan yazarlara faydalı olması dileğiyle.

Yazarlar serinin bu üçüncü yazısında karaktere nasıl yaklaştıklarına değiniyorlar.

HİKÂYE

In-Sook Chappell

Yazmaya başladığımda sanırım kendi hayatımla ilgili daha çok kişisel şeyler yazıyordum ya da başlangıç noktam arkadaşlarım veya bana ilginç geldiğini bildiğim insanlar oluyordu. Şimdi ise… Daha ziyade keşfetmek istediğim insanlar ya da keşfetmek istediğim durumlarla ilgili yazmak ve onları daha iyi anlamak için yazıyorum.

Evan Placey

‘Ne biliyorsan onu yaz’... Yüreğinizden neler geçtiğiyle ya da gerçek manada ne yaşadığınızdan ziyade duygusal olarak ne deneyimlediğinizle ilgilidir. Tabii ki gerçek manada ne yaşadığınız konusuyla ilgili de kesinlikle yazabilirsiniz. Fakat bundan bir ya da iki oyun çıkacakmış gibi geliyor. Benim için gerçek manada deneyimlediğim bir şey, hikâye açısından o kadar da ilginç olmuyor fakat duygusal olarak bir vefata, kalp kırıklığına, umuda veya intikam almak gibi, yani duygularla ilgili olan, öfke ya da her neyse… Esasında yazdığım şeyler bunlar oluyor. Yalnız bunu başka bir karakter, dünya kurarak yapıyorum; ki bu da bana şöyle geliyor yazarlar yüzeysel olarak bakıldığında kendilerine ait değilmiş gibi görünen hikâyeler anlatıyorlar ama yine de kendilerine ait. Karakterler ve hikâyede kurulan dünya kendi hayatlarına benzemese de kendilerinden çıkmış bir hikâye anlatıyorlar.

Dawn King

Genç bir bireye ilgi çekici bulduğu bir konuya dair yazmasını tavsiye ederdim; çünkü diğer türlü olursa, yazmış olduğunuz konu sizi heyecanlandırmıyorsa, sinir, üzüntü, öfke, tutku gibi duyguları harekete geçirmiyorsa, o zaman bunu başka birine, seyirciye aktarmak oldukça zor olacaktır.

Suhayla El-Bushra

Eğer bir oyun yazmak istiyorsanız, o hikâyeyle uzun süre birlikte olmak zorundasınız. Hepimiz yarı uzunlukta bir oyun yazabiliriz ve bu bizi gerçekten heyecanlandırır, sonrasında “Ahh bu pek de olmamış. Bırakayım bunu, rafa kaldırayım.” deriz. Fakat işin püf noktası vazgeçmemektir. Eğer bu hikâye sizi daha başlangıçtan heyecanlandırmıyorsa, devamını getirmek oldukça zor olacaktır.

Inua Ellams

Diyalogdan önce hikâye üzerine düşünürüm. Bir hikâyenin daha iyi anlaşılması için ne olması gerektiği üzerine de düşünürüm. Aynı zamanda neyin söylenmesi gerektiği ile neyin gösterilmesi gerektiği de benim için önemlidir. Şiir olsun, oyun olsun tüm yazdıklarım politik dünya ile ilgilidir. Bence Birleşik Krallık’ta ya da genel itibarıyla Batı'da siyahi bir birey olmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü politika sizin varlığınızı ortaya koymuyor ve bunu sağlamanın en temiz ve en üretken çıkış yolu yazdığım eserler aracılığıyla oluyor.

Suhayla El-Bushra

Bence tüm hikâyeler doğal olarak bir giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşuyor. Fakat bence oyun yazarken o hikâyeyi nasıl göstermek istediğiniz, nasıl anlatmak istediğinizle ilgili dilediğiniz kadar özgür davranabilirsiniz. Hikâyedeki bir anı alıp havaya uçurabilirsiniz, sonra düzeltebilirsiniz. Oyunlarda bir fikri inceleyebilir ya da bir fikri keşfedebilirsiniz ve bunun ille de belirli bir karakterin peşinden giden bir hikâye olmasına gerek yoktur. Hikâyeyi istediğiniz gibi anlatabilmenin verdiği özgürlük tiyatro metni yazmak konusunda benim çok heyecan verici bulduğum bir şey.

Ryan Craig

“Peki, bugün pazartesi ve bugün bir oyun yazacağım. Yazmaya başlayacağım. Bu birinci sahne, bu ikinci sahne…” şeklinde bir formül olsaydı keşke. Keşke böyle olsaydı çünkü böylelikle hayat çok kolaylaşırdı. Eğer bulabilirseniz bir çerçevenizin olması harika bir şeydir. Fakat oyun yazarının işinin bir kısmı yeni bir yapı inşa etmektir. Her zaman, her bir hikâyenin kendi organik, özsel bir yapısının bulunduğuna inandım. Oyun yazarının işi de hikâyedeki bu yapıyı bulmaktır.

Tanya Ronder

Eylemi devam ettirmek zorundasınız. Yani, daha önce meydana gelenlerden oluşmuş birbiri ardına gerçekleşen sonuçlar. Domino taşları gibi. Bir şeyi hareket ettirip diğerini de ilerletmek gibi.

Ryan Craig

Eğer gerçekten iyiyse, uzun bir oyun olsa bile oyunda gereksiz hiçbir şey olmayacaktır. Her şey metinde olacaktır ve sen de “Ah, hikâyede buna ihtiyacımız var çünkü bu sonra meydana gelecek.” dersiniz. Bir önemi olmayan ya da gereksiz bir bilgi gibi görünen bu hikâyeden bahsetmemiz gerekiyor, çünkü gereksiz olarak düşündüğümüz bu hikâye beşinci perdede ya da artık kaçıncı perdede meydana gelecekse ortaya çıkıp hikâyenin bütününde bir anlam taşıyacaktır.

Simon Stephens

Oyunun nasıl etki yaratmasını istediğiniz konusunda net bir fikriniz olsun. “Oyun ne anlatıyor?” sorusundan ziyade “Oyun ne yapıyor?” sorusu hoşuma gidiyor. Oyununuzun seyirciye ne yapmasını istediğiniz konusunda net bir fikir sahibi olun. Onları harekete geçirmek mi, korkutmak mı, dehşete düşürmek mi, heyecanlandırmak mı, onlara esin kaynağı olmak mı? Neden bunu yapmak istediğinizi anlayacaksınız; ki bu da duygusal ya da düşünsel bir anlama olacaktır. Fakat "ne yapmayı istediğiniz" konusunda net bir fikriniz olsun ve sonra "oyunun ne yaptığına" dair net bir fikriniz olsun. Oyunun yaptığı şey ile yapmasını planladığınız şey arasındaki fark da taslak düzeltmesi yapacağınız alandır.

Başarılı bir şekilde abone oldun, Tiyatro.co
Tekrar hoş geldin! Başarılı bir şekilde giriş yaptın.
Mükemmel! Aboneliğin tamamlandı.
Link süren sona erdi.
Başarılı! Hesabın aktive edildi, abonelik süren boyunca tüm içeriklere erişebilirsin.