DD:S8E12 Onur Ünsal, 'Sanat Denen Şey Biraz da Yabancı Bir Şeydir'
Onur Ünsal ile, çocukluk yıllarında ‘görülmeyi isteyen biri’ olarak başlayan tiyatro yolculuğunun yıllar içinde hayatı anlamlandırmaya ve perspektif kazanmaya katkı sağlayan bir alana evrilmesinden konvansiyonel dışı metinleri sahneleme tercihlerine ve oyunun içinde kalma ısrarıyla hayat bulduğuna dair keyifli bi’ söyleşi gerçekleştirdik.
1. 1985 İzmir doğumlusunuz ve sanırım üniversite okumak için İstanbul’a gidiyorsunuz peki evvelinde tiyatroyla nasıl bir tanışıklığınız vardı diyerek başlamak isterim; nasıl bir an/anı size bu uğurda emek vermeye karar verdirdi?
2. Bi söyleşinizde ‘drama; bazı meseleleri kavramak için perspektif değiştirmeye yardım eden bi’ olanak’ demiştiniz. Önce o dünyayı sahneye taşıyan yaratıcı ekipte ve sonrasında da seyircide oluşan bu değişimlere/dönüşümlere dair sizin gözlemleriniz nelerdir?
3. “Kim Bu Ben” benim sizi sahnede izlediğim ilk oyundu ve o akşam o salondan son derece etkilenerek çıktığımı hatırlıyorum. Sonrasında “Dıkşın: Büyük Şans” ve “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri” de zihnime/gönlüme kazınan diğer eserleriniz oldu. Bu alışılmışın dışındaki metinleri keşfetme sürecinize dair de konuşalım isterim, nasıl oluyor böylesi metinlerle karşılaşmalar?
4. Moda Sahnesi’nin ortaklarındansınız. O çatı altında tiyatro uğruna emek verenler olarak eminim derinlikli okumalar yaparak metnin ötesini keşfedip seyirciye de yansıtıyorsunuz; peki tüm ekibi o ortak hayale inandırma anında yönetmen-oyuncu ilişkisine dair neler söylersiniz?
5. Tiyatro İn bünyesinde sahnelenen “Elma Labrador Çimen” de son dönemde yönetmenliğini yaptığınız etkileyici oyunlardan, kendi adıma birçok Alzheimer merkezli oyun izledim ve bu da toplumsal bi’ ihtiyaca karşılık olsa gerek diye düşünüyorum -baş etme mekanizmaları bulamasak da empatik bi’ taraftan hissetmeye/hissettirmeye yol açtığı, imkan kıldığı aşikar- böylesi hassas bi’ meselede sizin rejide özellikle dikkat ettiğiniz noktalar nelerdi, belki biraz o masa çalışması sürecini hatırlayabiliriz.
6. Yine bi’ söyleşimizde ‘durup karşılaşmak, yavaşlamak ve bütüne bakmak gerek çokça unuttuğumuz şeyler var hayatta ve tiyatro da buna olanak sağlayan bi’ araç demiştiniz peki kendi oyunculuk/yönetmenlik/çevirmenlik deneyiminizde bu anları hatırlamak için bireysel yolculuğunuzda devam etme gücünü nasıl diri tutuyorsunuz?
7. Bizim yayın adımız da olan dördüncü duvar kavramına sizin bakış açınız nedir?
Kendisine bu hoş sohbet için çok teşekkür ederiz.


